Yeşil kimya: Kirliliği temizlemek yerine hiç üretmemek
- yeşil kimya
- sürdürülebilirlik
- çevre
Yeşil kimya, kirliliği oluştuktan sonra gidermek yerine kaynağında önlemeyi hedefler. On iki ilke ve bir temizlik kimyasalı üreticisi için karşılıkları.

Çevre kirliliğinin en büyük kaynaklarından biri tüketimdir. Nüfus arttıkça ihtiyaç, ihtiyaç arttıkça endüstriyel üretim büyür. Üretimi durdurmak bir seçenek olmadığına göre soru şuna dönüşür: Aynı ürünü daha az zararla nasıl üretiriz?
Temel fikir: önleme
Sürdürülebilir kimya olarak da anılan yeşil kimya, temellerini ABD'de 1990'da yürürlüğe giren Kirlilik Önleme Yasası'ndan alır. Amaç, kimyasal ürünlerin ve üretim süreçlerinin insana ve çevreye zararlı maddeleri azaltacak ya da tamamen ortadan kaldıracak şekilde tasarlanmasıdır.
Kilit kavram önlemedir. Kirliliği oluştuktan sonra başka kimyasallarla temizlemek yerine, hiç oluşmayacağı bir süreç kurmak.
On iki ilke
Yaklaşım, sanayi ve akademi tarafından kabul görmüş on iki ilkeye dayanır. İlk altısı üretimin tasarımıyla ilgilidir: atığı oluşmadan önlemek; kullanılan malzemenin en büyük kısmını nihai ürüne taşımak (atom ekonomisi); toksik etkisi en düşük maddelerle çalışmak; daha güvenli kimyasallar tasarlamak; çözücü ve ayırıcı gibi yardımcı maddeleri en aza indirmek; enerji ihtiyacını düşürüp süreçleri mümkün olduğunca ortam sıcaklığı ve basıncında yürütmek.
Kalan altısı hammadde, süreç ve ürün ömrüyle ilgilidir: yenilenebilir hammadde kullanmak; gereksiz türev basamaklarından kaçınmak; stokiyometrik reaktifler yerine katalizör tercih etmek; ürünü kullanım ömrünün sonunda zararsız bileşenlere ayrışacak şekilde tasarlamak; süreci gerçek zamanlı izleyip kirlilik oluşmadan müdahale etmek; kaza riskini en aza indiren güvenli kimya uygulamak.
Temizlik kimyasalındaki karşılığı
Bu ilkelerin temizlik kimyasalına yansıması somuttur. Biyolojik olarak parçalanabilen yüzey aktif maddeler seçmek, fosfat ve klorlu solvent kullanımını azaltmak, konsantre formülle ambalaj ve nakliye yükünü düşürmek, soğuk suda da çalışan ürünlerle enerji tüketimini azaltmak bunların başında gelir.
Biyolojik ürünler de bu çerçevenin parçasıdır. Gider hattında kimyasal açıcı yerine mikroorganizma ve enzim içeren bir ürün kullanmak, organik atığı parçalayarak sorunu kaynağında çözer ve tesisata zarar vermez. Aynı mantık, kokuyu parfümle örtmek yerine kaynağındaki organik yükü ortadan kaldıran çözümler için de geçerlidir.
Sloganımız "Doğayı seviyoruz, doğayı koruyoruz". Sadece bugünü değil yarını da düşünerek doğa dostu ürünler üretmeyi hedefliyoruz; bu yazıdaki ilkeler, bir formülü değerlendirirken kendimize sorduğumuz soruların da özeti.

